Ruhi Daralma ve Bir Kur’an’i Reçete

Kuşkusuz biliyoruz Biz onların söylediklerinden dolayı daraldığını içinin

Öyleyse secde edenlerden ol ve an hamd ile adını Rabbinin.

Ve kulluk et Rabbine ölüm sana gelinceye değin.(Hicr :15:97-98-99)

 

Mekkede nazil olan bu ayetler , Allah resulu’nün şahsında tüm mü’minlere nasihat keyfiyeti taşır. Mekke’de boykot sonrasına yani peygamberligin 10-11. yıllarına tekabül eder. Bu dönemde gelen ayetlerin tipik özelliği geçmiş kavimlerin itaatsizlikleri ve isyanları sebebiyle helak olmalarıyla ilgilidir. Bu surede ise özellikle Semud kavmi ile hafızalar tazelenmektedir. Tıpkı insanlar gibi toplumların da eceli olduğu hatırlatılarak birgün kavimlerin de bireyler gibi yok olacağına atıf yapılır.

Bu ayetlerde ise ozellikle, şu üç hususa dikkat çekilir :

 

1) İçimizde olup bitenler Allah’ın bilgisi dahilindedir.

 2) İnsanın içinin daralmasının reçetesi vardır.

3) Bu reçete, hamd ile Rabbi tespih etmek ve secde edenlerden olmakla telafi edilir.

 

Birinci nokta: Allah insan yüreğinde olup bitenleri bilir. Öyleyse insan yalnız değildir. Madem ki Allah insanın içinde olanı ve biteni bilir ve insan yüreğini acıtan bu şeyde insan yalnız değildir öyleyse bu acının telafisi yine Allaha iltica etmekle mümkündür.

 

 İkinci nokta: İnsan yüreği daraldığı zaman bunun vahiy eczanesindeki şifası hamd ile tespihtir. Hamdetmek insan yüreğindeki o daralma halini telafi eder. Zira hamd neyim var sualine yoğunlaşan insanın yapacağı iştir. Neyim var? sorusuna yoğunlaşan kimse hamd ile Rabbini tespih eder. Neyim yok sorusuna yoğunlaşan kimse ise isyan eder.

 

Üçüncü nokta: İnsan yüreği daraldığı zaman vahiy tiryak olarak secde edenlerle beraber olmayı tavsiye ediyor.

1) Secde edenler ile yani Allah’ın teslim olmuş kullarıyla beraber olmak gerekir. Dünyevileşmemiş ve yüreği selim olan insanlarla. İşte o insanlar size ferahlatır ve yüreğinize şifa olur.

2) Ayrıca secde etmek kişiye muhtaciyetini hatırlatır ve bu hatırlama o kimseyi Samed olan Allaha yönlendirir.

3) Secde etmek aynı zamanda kişinin haddini bilmesi ve tevazu ve mahfiyet libasını giyerek yoluna devam etmesidir. İnsan tevazu libasını giydiği zaman başkalarının söylediklerine tebessüm eder geçer ve vazife-i asliyesine odaklanır. Bu ise ona huzur verir.

 

Dördüncü nokta: İnsan kendisine ölüm gelinceye kadar Rabbine kul olmakla mükelleftir. Ölüme kadar yoluna devam et der bu ayet-i kerime. Ölsende, vurulsanda tahkir ve terzil edilsende yoluna devam et. Şairin dediği gibi :

 

İlahi ya İlahi ya İlahi-Sensin padişahlar padişahi

Seni billahi bir bildim ki birsin-

Serikten hem nazirden şen berisin-

Ayrı ayrı etselerde tenimi

Çevirmezem bu ikrardan dilimi

 

Evet, ölüm gelene kadar vazife-i asliyemiz Rabbimize kulluktur. Hakiki saadet ise sadece O’na kul olmaktadır.

Add Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *