ölüm hangi renk?
Duyguların rengi olsaydı acaba hangi renk olurdu ? Belki de en sevdiğimiz renk en ehemmiyetli duygumuza tekabül ederdi. Gözlerimiz hangi renge meftun ise bize en sevgili olanı o renk ile çizerdik beyaz bir kağıdın üstüne ..
O renk içinde, görmeye müştak olurdu gözler en sevgiliyi.. O renk ile temaşa ederdik biz evreni.. O renk ile hayal ederdik hatta cenneti.. Bir çocuk annesini o renk ile hatırlardı.. Kays, Leyla’ya o renkte kağıt ile dökerdi duygularını ..
Peki hangi renk anlatır bize acıyı ve mazlumiyeti? Yetim kalan çocukların göz yaşlarını hangi renk temsil eder? İdlip ne renk ? Halep hangi renk? Bağdat, Şam, Gazze veya Ace hangi renk? Hangi renktir şu mazlum ümmetin coğrafyası? Hangi renk bu ümmetin şühedası?
Peki ya hangi renk dedim içimden bu duygusuzluk ve ruhsuzluk? Hangi renk ola ki bu hayasızlık ve arsızlık? Hangi renkle betimlenir acep bu bizdeki umarsızlık? Hangi renktir acaba vefasızlık? Hangi renkle anlatılır bilmem ki içimdeki yalnızlık?
Bugün tanıdığım birisinin 45 yasındaki oğlu vefat ettiği için cenazesine gittim. Beklenmedik bir ölümdü. Amerikalılar cenaze töreni öncesi vefat eden kişiyi giydirip yakınlarının son bir kez görmelerini sağlıyorlar. Bu kadar yakından vefat eden bir kişiyi hiç görmemiştim. Benimle aynı yaşta, kravatlı mefta siyahi bir adam yatıyordu orada.. O tablo ile sadece ölen o kişiye değil ölüme de yakın hissettim kendimi.
Beyaz bir çarşafın ve beyaz bir örtünün altında siyah renkli vefat etmiş bir adam yatıyordu. Peki ölüm ne renk ? dedim içimden. Ölümün bir rengi olsaydı hangi renk olurdu? Onu hasretin mi yoksa vuslatın mı rengiyle boyamalıydı? Sahi hasret ne renkti  ve vuslat hangi renk? Hangi renk hatırlatırdı bize ölümü ?  Hangi renk anlatırdı bize acıyı veya tebessümü?
Şairin dediği gibi ” Büyük randevu bilmem ne zaman saat kaçta ? Tabutumun tahtası bilmem hangi ağaçta’ mısraları döküldü dudaklarımdan. Sonbahar yaprakları gibi dökülüyoruz bir bir hepimiz. Zira bir fıtrat yasası. O’ndan geldik biz ve yine O’na döneceğiz.
Gurbet hangi renk? dedim içimden. Hayat hangi renk ise gurbet aynı renk, vuslat hangi renk ise ölüm o renk belki de..  Aşk’ın rengi ne ise hayatın rengi de o olmalıydı bence.
Gecenin rengi ne ise şefkatsizliğin, merhametsizliğin, tükenmişliğin, bencilliğin ve bitmişliğin rengi o olmalıydı belki de.
Şuur ne renk dedim içimden? Işığın, güneşin, suyun, havanın  ve yağmurun rengi ne ise o olmalı dedim içimden.
Umut hangi renk dedim içimden? Yağmur yüklü bulutlar ne renk ise aynı olmalıydı bence..
Yeis hangi renkti peki? Yavrusunu yitirmiş Suriyeli bir annenin yüzünde gördüm onu.
Peki her gün muhatap olduğum mahkumlar hangi renkti? Onları bir üniformayla tek renk yapsalar dahi onlar bile tek renk olamazdı. Zira her birinin acısı, imtihanı, tasası, umutları ve beklentileri farklı farklıydı. Her biri rengarenkti..
Tövbe ne renk dedim içimden? Nedamet hangi renk? Mahçup olmuş suretler geldi aklıma bir bir..
Özgürlük hangi renkti acaba? Sahil kenarında pervaz eden martılar geldi aklıma..
Peki ya vicdan hangi renk? Rengi nedir tasavvurumuzda aşkın, şefkatin ve merhametin?
Körlük Allah’ın vurduğu fıtrat boyasını görememek yani duygulara yabancılaşmak belki de .. Duygusuz bir dünya renksiz bir dünya olur zira..
Bahar gelince her yer rengarenk olur .. Lakin duygusu mefluç sineler hep makber renginde olmaya mahkumdur.

Peki sizce ubudiyetimiz hangi renkten ? Kur’an ne güzel der : “Sıbgatallâh ve men ahsenu minallâhi sıbgaten..” Allah’ın verdiği boya.. Kim dir ki Allah’tan daha güzel boya veren?

Add Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *