Dün Gece

Dün içimin göklerinde fırtına koptu yine,
Çatladı içimdeki toprak,
Ve yükseldi sular kıylara deyin,
Çiçekler hazan oldu,
Gönüller nalan oldu,
İçim bir tuhaf oldu,
Ve ben yine yalnız uyudum kollarında gurbetin.
En çok baharı özledim mevsimlerden,
Ve çiçeklerin açışını ince ince,
Nehirlerin akışını,
Ve lisân-I hâl ile tesbihatını tatlı bir makamda,
Bir de bakışlardaki çiçekleri,
Ve sevgi temalı şiirleri,
Yüreklerde okunan hece hece,
Ve vuslatın parmaklarına dokunamadım,
Soğukta kaldı ellerim,
Ve ben üşüdüm dün gece.
Rüya görmek istedim,
Bari hayalim olsun vuslat diye,
Ama kapanmadı gözlerim,
Yıldızları seyrettim ve imrendim,
Bir yıldız böceği dahi olamayışıma yandım ,
İlâhi gurbet gecesinin uykusundan,
Vuslat sabahı ile uyandır beni oldu sözlerim.
Ve ben ta ötelerde,
Sonsuzluk deryasına demir atma vaktini düşledim,
Yorgun gözlerim,
Titrek bir edayla baktım istikbalime,
Ve tedirgin oldum,
Umut imanın çocuğu dedim,
Ve yatıştım biraz,
Teskin oldum böylece.
Sinemde sıcaklığını hissettim imanın,
Teslimiyetin sırtında,
Vuslat ötelerdeki kaderim,
Yalnızlık ise ruhumu kemiren işkence.
Aşkın sabahı ile uyandım,
Uyuyamadığım bir gecenin sabahında,
Güneşin doğuşu umut verdi içime,
Ve her gecenin bir sabahı varmış dedim,
Ve umudun ayetini okudum,
Yanık yürekli serçelerin uçuşunda,
Bir de yaşama heyecanını,
Bebeklerin dudaklarında hece hece